Bakanlıkta Katıldığım Bir Toplantıdan İzlenimler

Sabır Karakoçoğlu

02.03.2015

 


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın daveti üzerine, 8 Ağustos 2013 tarihinde, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde (Beşiktaş-Balmumcu – İstanbul) Fikirtepede bulunan STK’lar Muhtarlar ve sınırlı sayıda hak sahiplerinin katıldığı bir toplantı yapılmıştı.

O gün toplantıda aldığım notları, Fikirtepe Derneğini ve Fikirtepem.com’u henüz kurmadığımız için yayınlama imkanım olmamıştı.

Bugün buradan yayınlıyor, kentsel dönüşüm uygulamalarından etkilenenlerle paylaşıyorum..

Toplantı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Öztürk, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri, FİDEM, Yasin Bektaş, Fikirbir, Dumlıpınar Mahallesi ,Eğitim Mahallesi, Fikirtepe Mahallesi Muhtarlarının ve birkaç hak sahibinin katılımıyla gerçekleşti.

Toplantıda, Müsteşar Mustafa Öztürk “artık Fikirtepe`de çözüm istiyoruz, uzlaşmadan da sonuç alamazsak kamulaştırma yapılacak %99 anlaşan Firmalardan başlayacağız  sonra %98, %97, %96 …’ya  doğru bu işi olur hale getirmek için gayret sarf edeceğiz” şeklinde ifadelerde bulundu. Müsteşar Mustafa Öztürk toplantıda yapılan bütün görüşmelerin kayıt altına alındığının da altını çizmişti.  Bu arda FİDEM grubu kesin bir dille kamulaştırma istediğini belirtiyordu. “2-3 kişi yüzünden inşaatlar başlamıyor daha ne kadar bekleyeceğiz” diyerek imza atmayanların astronomik talepleri olduğundan bahsediyor ama nedense imza atmayan ve astronomik talepler isteyen kimse toplantıda yoktu! Yani FİDEM’in  her zaman, Yasin Bektaş’ın da zaman zaman ifade ettiği firma sözleşmesini imzalamayan ve astronomik taleplerde bulunan hak sahipleri ile şimdiye kadar hiç karşılaşmamıştım. Anka Firmasının iflas erteleme davasının basına yansıdığı günlerdi. Anka Firmasına imza atmayan bir hak sahibi çok zor bir şekilde söz alarak ‘’ elimde iflas erteleme belgeleri olan bu firmaya imza atmadığımda benim yerimi de mi kamulaştıracaksınız?’’ diye sordu. Müsteşar Mustafa Öztürk ne dese beğenirsiniz? “İflas erteleme ticaret hayatında oluyor.”  “evet imza atmazsan kamulaştırma işlemini devreye koyacağız” dedi.

Bu arda bazı katılımcılar tarafından yapılan ve neden ihtiyaç duyulduğu anlaşılmayan bir şekilde Müsteşar’a methiyeler, şiirler, iltifatlar gırla gidiyor! Bini bir para.

Bu iltifat yağmuru altında ısrarla elimi havada tutarak söz aldığım  bir anda  şu soruyu sordum:

Bakanlık Firmalara ruhsat verirken hangi kriterlere dikkat ediyor? Yani bu firma talip olduğu adada bir karma proje yapabilecek güçte mi? Zamanında başlayacak ve bitirecek donanımda mı?

Müsteşar Mustafa Öztürk’ün cevabı ‘’ Hemde nasıl araştırıyoruz her türlü bakıyoruz çok kapsamlı bir çalışma sonucunda ruhsat veriyoruz.”

Bu cevabın üzerine ben ikinci sorumu hemen araya dualar ve şiir okuyanlar girmeden sordum:

‘’Çok kapsamlı çalışma yaparak ruhsat vermeniz çok güzel  ancak bir firmayı da ruhsat verecek kapasitede bulmadınız veya ruhsat vermediğiniz de oluyor mu?

Müsteşar Mustafa Öztürk, “olmaz mı tabi ki” şeklinde sorumu cevapladı.

Aramızdaki soru cevap seri şekilde devam ediyor…

Peki ama sizin ruhsat vermediğiniz bir firma ile hak sahiplerinin çoğu sözleşme imzalamış ve imzalamayanları da 3/2 ve kamulaştırma baskısı ile Bakanlık imzaya zorlayarak sözleşmeler imzalatılmış oluyor … Böyle bir durumda ne olacak?

Müsteşar Mustafa Öztürk şu cevabı verdi ‘’ O aşamaya gelmiş olan firma inşaatı yapar…’’

Doğrusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarından böyle vasat ve baştan savma bir cevap beklemiyordum.

Şok oldum!

Bu arada Fikirder’den katılan bir kişi sorunları ile ilgili sorular sordu:

Mutlu Turizm’in olduğu adadan katılan bir kişi de adasındaki sorunu anlattı.

Müsteşar Mustafa Öztürk “Bu sorunları rapor halinde bana iletin “dedi.

Yasin Bektaş Çantacı Firmaların varlığından bahsetti.

Müsteşar “çantacı, çantacı, nerden biliyorsunuz çantacı olduğunu, ispat edin” diye cevap verdi. Bende “Biz Mali polis değiliz Bakanlık yetki ve otoritesini kullanarak firmaları ayıklayabilir.”diye araya girdim.

Muhtar Ahmet Bey, imza atmış bir vatandaşın evinin metruk görüntüsünden dolayı yıkılmasını istedi.  Müsteşar “yıkalım” dedi

Müsteşarın sağındaki kişi kulağına ne söylediyse, Müsteşar “evin sahibi bize yazı yazsın yıkın diye o zaman olur” dedi. Bu sefer de  Müsteşarın solundaki kişi kulağına birşey fısıldadı. Müsteşar “o iş öyle olmuyor Kadıköy Belediyesinin bize yazı yazması gerekiyormuş” diyerek noktayı koydu.

Tek taraflı sözleşmeler’den muzdarip imza atmayanlar için FİDEM süreki Astronomik istekleri var diye lanse edince Müsteşar da “ne istiyor bu imzalamayanlar” dediğinde Mimar Cemal Kurdoğlu söz alarak “sadece haklarını istiyorlar” diyerek durumu izah etmeye çalışırken Fidem grubu Cemal Bey’i provake etti. Müsteşar Mustafa Öztürk de bu duruma göz yumdu. Cemal Bey de toplantıdan ayrıldı. Ben tekrar ısrarlı çabalarımla söz alarak bizim ada’da bulunan E7 Firmasının bize dayattığı sözleşmenin 8inci maddesinin son paragrafını okumayı başarabildim.

‘’8. Madde son paragrafı : Müteahhit eğer inşaatı yapamazsa %44’ün %30’nu alır ve yaptığı masrafa sayar.’’ Açıklaması Müteahhit ne zaman ve hangi aşamada yapamazsam gibi bir açıklık getirmediğinden oldukça muğlak ve riskli bir maddeye dikkatlerini çekmek istedim.

Müsteşar Mustafa Öztürk’ün verdiği cevap: “Yıktıktan sonra size Firma mı yok? İllaki bulursunuz başka firma … ” Şaşkınlıkla bakakaldık.

Arsamın %44’nü inşaatı yapamayan firmaya devretmişim. Yeni Firma ile anlaştığımda ona da arsanın bir kısmını devir etmem lazım. Bu durumda mağdur olmuyormuyum? Dedim. Cevap gelmedi!

O gün o toplantıdan çıktığımda hissettiklerim şöyleydi: Bakanlık ne hak sahiplerini  ne de firmaları düşünüyordu…. Tek hedefi Fikirtepenin yıkılması ve tek arsaya dönüşmesi o zaman parsel sahipleri örgütlü olmadıklarından söz sahibi olamayacaktı .. Sonrası durumdan istifade etmek isteyen herkes örgütlenemeyen bu insanlar üzerinden yolunu bulacaktı….

Fikirtepem.com. izleyicilerine sunulur…

Sabır Karakoçoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.